Sürdürülebilir Başarı İçin İşveren Markasının Önemi

Marka kavramı genellikle tüketicilerin ürünlere, işletmelere ve kişilere yükledikleri değer olarak karşımıza çıkıyor. Ama markanın işverenler açısından başka bir önemi daha var, o da işveren markası anlayışıdır.

l

Bu kavram çoğu zaman atlanıyor, burada bir kasıt aramak gerekiyor mu bu konuda emin değilim ama bu kavramın yeteri kadar itibar görmediği bir gerçek. İşletmelerin kendilerini vazgeçilmez görmesi ve iş arayan kişi sayısının işletme sayısından az olması bu durumun daha da karmaşık olmasına sebep oluyor. Başlangıç olarak öncelikle yapılması gereken nitelikli istihdam isteyen şirketin öncelikle kendi niteliklerini geliştirmesidir. Değer sunmayan işletme, çalışanından değer yaratılmasını istememeli. Çalışanların işletmenizde istihdam edilmek için can attıkları bir şirket olmanız için kalite politikanızın olması gerekiyor. Faaliyetlerinizi yerine getirirken dış müşteriyi ne kadar önemsiyor ve düşünüyorsanız iç müşteriyi de ihmal etmemelisiniz. İşte tam da bu denge sizi sürdürülebilir başarıya götürecektir.

Bu konuya kayıtsız kalmayan işletmelerimiz yok değil. Lakin işletme sayısına göre dikkate alındığında bu rakam pek iç açıcı değil. İşveren markası konusunda yenibiris.com sitesinde yer alan habere göz atalım.

employer-brand-işveren-markası(1)

Türkiye’de işveren markası çalışmaları son birkaç yıldır hızlanmış durumda. Mevcut çalışanlar, ayrılmış olanlar ve dışardaki adaylar işin içine girdiği için en çok insan kaynakları birimleri sahiplense de bu çalışmaların pazarlama, kurumsal iletişim gibi bölümlerle entegre yapılması gerekiyor. Geçen yıl mesaisinin önemli bir kısmını işveren markasına ayıran firmalardan bazıları…

 

Artık Türkiye’de hem çok başarılı yerel işveren markaları var, hem de global markalar işveren markası dillerini yerelleştirmeye çalışıyor. Tüketici markası ile işveren markasının ortak paydaları olmasına rağmen ayrıştığı önemli bir nokta var. Tüketici markasında, oyun alanı biraz daha fazla ve daha renkli bir dünya çizebilmek mümkün. Oysa, işveren markasında daha az kozmetik olmak gerekiyor. Bu alanda kuru bir algı yaratmanın bedeli çok büyük. Eğer, şirketin içinde yaşanan deneyim ile dışarıda yaratılan algı birbiri ile eş olmazsa sonucunda ortaya çıkacak problem de büyük oluyor.

 

Nasıl tüketici markası dış müşteri ya da tüketici ile etkileşimi yönetmeyi hedefliyorsa, işveren markası da iç müşterinin -yani çalışanın- bütün hayatına dokunuyor. O yüzden de şirketler iç iletişimlerinde, mevcut veya önceki çalışanları ile potansiyel adaylarını stratejik olarak yönetebilmek için işveren markası yatırımları yapıyorlar.

 images

Her yerde olduğu gibi şirketlerde de içeride olan dışarıya yansıyor. Marka, hangi endüstride, hangi tüketici kitlesine hitap ederse etsin, günün sonunda referans noktası insandır. Başarılı bir işveren markası yaratmak için dört temel nokta var:

 

İlki, sürdürülebilir olmak. Sürdürülebilir işveren markaları, bunu kozmetik bir çaba olarak yapmıyor. Bu çalışmaları şirket kültürlerine yaymaya çalışarak gerçeklik taşır nitelikte yapıyorlar.

 

İkincisi, pes etmemek. İşveren markası çalışmaları yapma hazırlığındaki şirketler, ‘Bir de bu mu çıktı?’ sorusuyla karşı karşıya kalabiliyor. Bir kısmı, bu konsepti duyar duymaz çalışmadan hemen vazgeçiyor, bir kısmı da pes etmeden konsept konusunda çalışmaya devam ediyor. Devam eden şirketler başarıya ulaşıyor.

 

Üçüncüsü, başarılı olan şirketlerin hiçbiri, ‘Tüketici markası güçlü ise işveren markası da güçlüdür.’ paradigmasına yaslanmıyor. Universum’un Türkiye’de 7776 Y kuşağı ile gerçekleştirdiği ideal işveren araştırmasının ilk sıralarında kendine yer edinen şirketlerden bazılarının tüketici markası çok güçlü değil; hepsi aşk markası değil. Onların ortak noktası; hedef kitlesi ile ilişki ve iletişim kurabilmiş olması.

 

Dördüncüsü de, bu çalışmaları, sadece insan kaynaklarının, kurumsal iletişimin ya da iç iletişimin işi olarak görmeyerek bütünsel bir biçimde ele alması. İşveren markası çalışmaları şirketin pazarlama, iletişim ve insan kaynakları departmanları ile tamamen entegre biçimde gerçekleştiğinde başarıya ulaşıyor.

 ep

“BİRİZ” İŞVEREN MARKASI PROJESİ

 

Çalışanlarımıza zenginleştirilmiş, olumlu deneyimler sunan bir iş ortamı sağlamak, şirketimizi güçlü bir işveren markasıyla temsil edebilmek ve organizasyonel çekiciliğimizi daha da güçlendirmek adına “BİRİZ” projesini yürütüyoruz. Evrim Kuran ile çalıştığımız projenin analiz aşamasını 2013 yılında tamamladık.

 

Bu proje için farklı fonksiyonlardan üyelerimiz mevcut. (Özlem Kar, Gülçin Pınar, Luiza Cibili, Kürşat Ekşi, İnan Acılıoğlu, Melis Şahin) Projenin analiz aşamasında, odak grup çalışmaları ve web tabanlı anketlerle hem çalışanlarımızın hem de dışarıdaki potansiyel adayların ve yeni mezunların beklentilerini ve şirketimizle ilgili olarak görüşlerini aldık. Daha sonra çalışanlarımızdan aldığımız geri bildirimler ışığında Numil’in işveren markasını çalışanlarımızın deneyimleri/ beklentileri ve dışarıdaki potansiyel işgücünün algısı/ beklentileri ile uyumlamak için yoğun bir çalışma gerçekleştirdik.

 

Bütün bunlar neticesinde çalışan değer önermemiz “Tutkumuz İnsan” ortaya çıktı. Bu mottoyla yola çıkarak 2014 boyunca çalışanlarımızın profesyonel ve kişisel gelişimi, iç iletişim aktiviteleri, iş-yaşam dengesini destekleyici çalışmalar ile dijital medya ve sosyal sorumluluk alanlarında süreçlerimizi işveren markamıza uyumlu hale getirecek uygulamalara odaklanacağız. Temel hedefimiz şirketimizi “Çalışmak için eşsiz bir yer” haline getirmek.

 

Tüm bunları yaparken yakın geleceğin yeni patronları Y kuşağını unutmadık. Bu kuşaktan gençleri şirketimize yaz dönemi proje stajyerleri olarak işe alıp şirketimizin gelecek yetenek havuzunu potansiyeli yüksek adaylardan oluşturacağız ve güçlü bir mentorluk programıyla da stajyerlerimizin gelişimini destekleyeceğiz.

 kisisel-markalasma-yonetimi-190x111

“Ben Starbucks Türkiye Partneriyim”

 

Türkiye genelindeki 200 mağazamızda binlerce kişiye istihdam sağlıyor; marka değerlerimiz doğrultusunda ‘iş ortağı’olarak gördüğümüz çalışanlarımızın kendilerini bir parçası hissedecekleri bir çalışma ortamı yaratmak için çalışıyoruz.

 

Bu hedefimize paralel olarak, 2013 yılında gerçekleştirdiğimiz işveren markası projemizle kendimize, ‘Mevcut çalışanlar için olumlu çalışan deneyimleri yaşatarak çalışan bağlılığını artırmak ve devir oranını anlamlı seviyeye getirmek, önceki çalışanlar için işveren marka elçisi kimliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve potansiyel çalışanlar için organizasyonel çekiciliği güçlendirmek’ olmak üzere üç hedef koyduk. Ayrıca, çalışanlarımız ve misafirlerimizin Starbucks deneyiminin ne denli uyumlu olduğunu araştırdık.

 

İşe alım öncesi, işe başlangıç ve işe başlangıç sonrası alanlarında belirli aksiyonlar almayı planladık. Böylece çalışan değer önermemizi “Ben Starbucks Türkiye Partneriyim” olarak belirlediğimiz iki yıllık proje planımız oluştu. Ardından “Starbucks Türkiye’nin Gülen Yüzleri” çalışmasını hayata geçirdik. İş ilanlarımızda, web sitemizde, eğitim dokümanlarımızda bu yarışma sonucunda seçilen çalışanlarımızın resimlerini kullanmaya başladık ve “Ben Starbucks Türkiye Partneriyim” mührü oluşturduk.

 

Yakın zamanda hayata geçecek iki uygulamamız daha var; işe yeni başlayan partnerlerimizin ailelerine tebrik kartı göndermeyi ve görüşme yaptığımız tüm adaylara içecek kuponu vermeyi planlıyoruz.

 

“İYİ”

 

2006 yılında, üniversitelerde başlattığımız işveren marka yönetimi çalışmalarımızı, 2009 yılından itibaren iç iletişimimize de yaygınlaştırmaya başladık. Bu çalışmalar kapsamında, çalışanlarımızın değerlerine dokunan, sürdürülebilir bir iletişim stratejisinin kurulmasından ve yürütülmesinden sorumlu olarak İYİ (İş Yaşam İlişkisi)ekibimizi 2012 yılında kurduk. İYİ’nin kuruluşundaki temel amacımız, çalışanlarımızın yaşamlarını renklendirecek, kolaylaştıracak ve daha keyifli kılacak hizmet ve etkinlikleri sunmaktır. Oluşumu, İşveren Marka Yönetimi projemizin tamamlanmasının ardından gerçekleşen İYİ ile 2013 yılında gerçekleştirilen 6. PERYÖN İnsan Yönetimi Ödülleri’nde Fark Yaratan Uygulamalar -İşveren Marka Oluşturma kategorisinde ödüle layık görüldük.

 

İş ve yaşamın birbirinden ayrılamaz parçası olduğunu inanarak adını İş Yaşam İlişkisi (İYİ) koyduğumuz ve yeni sorumlulukları ile büyüttüğümüz ekibimiz, 2013 yılında da, düzenli olarak gerçekleştirmeye başladığı bölgesel motivasyon toplantıları, üst yönetimden katılımla ile sohbetler, işin uzmanları ile seminerler, sürpriz ikramlar ve birbirinden renkli içeriklerde kurs ve sosyal faaliyetleri gibi pek çok etkinlik ve hizmeti sunmaya devam etti.

 markalasma-sureci-marka-olmanin-10-altin-kurali-3981892_2051_o

2014 yılında hedefimiz, gerçekleştirdiğimiz tüm etkinlik ve sunduğumuz hizmetlerin sayısını, çeşitliliğini ve bölgesel yaygınlığının artırılması olacak.

 

PERYÖN Türkiye İnsan Yönetimi Ödülleri’nde bu yıl İşveren Markası Oluşturma kategorisinde Büyük Ödülü‘Ezberbozan Alemine Yolculuk’ projesiyle Boyner Grup aldı. İşveren markasına önemli katkıda bulunan, tepe yönetimin vizyon toplantısından, yetkinliklerden iç dokümanlara, yarışmalardan eğitime birçok parçadan oluşan entegre bir çalışmaydı. Kısaca, Boyner Grup’u ayıran temel özellikleri/değerlerini yaratıcı, eğlenceli ve orjinal bir şekilde anlatan, fantastik ögeler içeren bir hikaye kitabı yazdık hep birlikte, zamansız bir macera hikayesi.

 

En başta Müşteri Mutluluğu olmak üzere, cesaretle davranmak, tutkuyla çalışmak, icat çıkarmak, sorumlu davranmak gibi Boyner Grup Kurum Kültürü’nün niteliklerinin değişmeden sürdürüldüğünü gösteriyor.

 

Bize göre İşveren Markası asla sadece İnsan Kaynakları’nın sorumluluğunda değil, herkesin işi. Yapılan tüm çalışmalar neticesinde oluşan, varılan bir sonuç. Yöneticilerden çalışanlara, iletişim malzemelerinde, müşteri desteğine, herkesin bu işyeri kültürü ve deneyiminin, bu markanın oluşmasında çorbada tuzu var. 2013 yılında Türkiye’nin En İyi İşvereni (Great Place to Work) seçilen Boyner Grup’ta Tepe Yönetim ve stratejimizle paralel ve ortak bir şekilde hareket ediyoruz.

 

Kurum kültürünü ve işveren markasını besleyen birçok örnek verilebilir. Örneğin, kurumsal gönüllülük programımız Boyner Grubu Gönüllüleri, mağaza çalışanlarımıza tüm yıl boyunca işlerinde gösterdikleri tutkulu ve özverili çalışma için teşekkür ettiğimiz Mağazacılar Günü.

 

İşe alımda ise nitelikli adaylara ulaşmak için geleneksel kariyer günlerinden çok kendi tasarladığımız ders ve sertifika programlarına ağırlık veriyoruz. Son iki yıldır Bahçeşehir ve Bilgi Üniversiteleri’nde yürüttüğümüz programlarda öğrenciler perakende sektörünü Boyner Grup yöneticilerinden dinleme şansı buluyor. Bunlar yüzlerce işten tek tek örnekler. Çalışana değen her nokta İşveren Markası’nı oluşturuyor. Bunun için de iç iletişime; sadece iletmeye değil, onun tonuna, şekline çok önem veriyoruz.

 

Yazar: Ferhat Altun

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar