IX. KOBİ Zirvesi Sonuç Bildirgesi

13-14 Şubat 2014’te gerçekleştirilen X. KOBİ ZİRVESİ’nde Rekabet Gücü İçin Uluslararasılaşma Ve Bilgi Deneyimi” konusu ele alındı. Ülkemizdeki iş piyasasının %99’unu KOBİ niteliğindeki işletmeler oluşturuyor. Durum böyle olunca KOBİ’lerin sürdürülebilir büyümeleri ve uzmanlaşmaları hayati önem taşıyor.

Son zirvenin sonuç raporu henüz yayınlanmadı ama bir önceki zirvede bilmemiz ve dikkat etmemiz gereken önemli sonuçlar yer alıyor. Geçen sene düzenlenen zirvenin sonuç bildirgesini, aşağıda bilginize sunuyorum.

Adsız2

DÜNYA EKONOMİSİNDE DEĞİŞİM SÜRECİ

 

Son yıllarda dünya ekonomisinde hızlı bir değişim ve dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Küresel krizin belirginleştirdiği bu değişim ve dönüşüm süreci dünya ekonomisine yönelik algı ve kabulleri kökten değiştirmektedir. Orta ve uzun vadede Asya merkezli yeni bir küresel ekonomik düzen oluşumu gözlenmektedir. Bu yeni bir pradigmadır. Bu bağlamda Küresel rekabet KOBİ’ler arasında rekabete dönüşmüş, KOBİ’ler küresel rekabetin asli unsuru olmuşlardır. Günümüzde girişimcilik, yenilikçilik, esneklik gibi rekabetçi unsur ve özellikler KOBİ’ler ekseninde tartışılmaktadır. Küresel rekabette öne geçmenin yolu, KOBİ’leri değiştirip, dönüştürmekten geçer duruma gelinmiştir.

 

TÜRKİYE’DE DEĞİŞİM-DÖNÜŞÜM SÜRECİ VE KOBİ’LER

 

Türkiye her alanda değişim ve dönüşümü gündemine almış, küresel rekabete geniş bir vizyonla girmiş bir ülke konumundadır. Ekonomik ve politik açıdan geneldeki kaos atmosferine rağmen Türkiye başarılı sınav veriyor; tüm dünyadan pozitif olarak ayrışan güçlü bir ekonomi inşa ediyor. Ancak bulunulan yerin yeterli olmadığını iç “ekonomik kırılganlıklar”dan, finansmanı dışarıdan sağlanmak zorunda olduğu için iç talebe dayalı büyümenin yarattığı sorunlardan anlıyoruz. Konjonktürel büyüme stratejileri ile yetinmeyerek sürdürülebilir bir orta ve uzun vadeli büyüme stratejisine sahip olmamız gerekiyor. Küresel rekabet zemininde öne geçmenin tek yolunun öncelikle KOBİ’leri değişim ve dönüşüm sürecine katmaktan geçtiği büyük bir toplumsal kabule ulaşılmıştır fakat Türkiye ekonomisinin makro düzeyde sağladığı gelişmeyi aynı oranda henüz KOBİ’lere yansıtabilmiş değiliz. Değişimin farkına varmak önemli fakat bu değişimin finanse edilebilmesi de önemlidir.

Adsız 

KOBİ’lerimizde değişime, girişimci olmaya, rekabetçi güç kazanmaya şiddetli bir istek doğmuştur. Sorun KOBİ’leri değiştirecek ve dönüştürecek kalıcı bir politik çerçevenin oluşturulmasıdır. Makro düzeyde sağlanmış olumlu gelişmelere rağmen mikro düzeyde KOBİ’lerin, küresel rekabetin gerektirdiği yapılanmada zorlandıkları gözlenmektedir.

 

Bu nedenlerle 9. KOBİ Zirvesi, KOBİ’lerimizin dönüşüp rekabetçi olma bağlamında ciddi anlamda desteğe ihtiyaçları bulunduğuna, dönüşümde KOBİ’lere yol gösterecek, güç ve direnç aşılayacak kapsamlı ve kalıcı politikaların önemine dikkat çekmiş, KOBİ desteklerinin artırılmasının, derinleştirilerek devam ettirilmesine olan ihtiyacın altını çizmiştir.

 

KATMA-DEĞER, VERİMLİLİK, TEKNOLOJİ VE ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİKLERİ

 

Küresel krizin zorlayıcı etkileri altında Türkiye zaman zaman “iç talebi kısma” önlemlerine başvurmak zorunda kalmaktadır. Talep olmayan ekonomide karlılık da olamıyor. Bu nedenle Türkiye’de karlılık oranları bilhassa KOBİ’lerde düşük ve düşmeye devam ediyor. Kar edemeyen KOBİ’ler tasarruf gücünü kaybetmekten dolayı rekabetçi olmanın gereklerine yatırım yapamıyor. Türkiye’nin bu kısır döngüden çıkabilmesi için acilen katma değeri yüksek üretime ihtiyacı bulunuyor. Mevcut duruma bu açıdan bakıldığında görünen şudur: Türkiye’nin verimlilik büyümesi çok yavaş, KOBİ’lerde daha da yavaştır; Fransa’dan, İsviçre’den, Danimarka’dan ve diğer gelişmiş Avrupa ülkelerinden geride seyretmektedir.

 

KOBİ’lerin Ar-Ge kapasitesi sınırlıdır. KOBİ’lerimizde proje hazırlama kültürü hiç yok değil fakat çok zayıftır. Destek ve teşvikler var fakat TÜBİTAK bile para verecek firma bulmakta sıkıntı yaşadığını açıklamıştır. KOBİ’lerin rekabet gücünü ulusal ve uluslararası arenada güçlendirmek, şirket ölçeklerini büyütmek için ihtiyaç duydukları finansmanın maliyeti yüksektir. Ancak istisna yaratabilen KOBİ’lerin belirli bir plana uyarak çok başarılı olduklarını; başaran KOBİ’lerin Türkiye’nin toplam performansını da yükselttiklerini görmekteyiz. TEKNOLOJİ, ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİKLERİ Türkiye’de KOBİ’ler ağırlıklı olarak düşük ve orta teknolojilerde üretim yapmaktadırlar. KOBİ’lerin bu durumdan çıkartılıp, ileri teknolojiyle üretime kaydırılması, odaklanmamız gereken konuların başında gelmektedir. Bilhassa ‘yeni teknoloji’lerde gelişim çok müthiş bir hız kazanmış bulunmaktadır.

 verimlilik

Gelişen ‘yeni teknoloji’ler, ekonominin artık ana sürükleyici faktörü olmuştur. Türkiye yeni ve ileri teknoloji geliştiren dünyanın bir parçası olabilmek için var gücüyle çalışmak durumundadır. KOBİ’ler açısından aynı olgu, iş yapma biçimlerini teknolojik gelişmelere uydurmak gibi ek bir gündem daha yaratmaktadır. KOBİ’lerin teknoloji ve iş yapma biçimi üzerine doğan gündem eğitimi ve üniversiteyi de içine almaktadır. Bu konuda mevcut halden çıkan sonuca bakıldığında, reformlarla aşılacak engebeli bir yol gözükmektedir.

 

Üniversite -Sanayi işbirliklerine sanayicinin farklı, üniversitelerin farklı bir yerden baktıkları gözlenmektedir. Teknoparklar zemininde üniversite-sanayi biraya getirilmiştir ancak bu henüz, eski ve büyük üniversiteler ile bazı vakıf üniversitelerine ve metropollere sıkışmış sınırlı bir başarı olarak gözükmektedir. Bu bağlamda ve KOBİ’ler temelinde bir gelişmeyi sağlamak için üniversitelerin bugünkü konumlarından çıkmaları ve özerk bir yapıya bürünmeleri gerekmektedir.

 

Kümelenme projelerinin başlatıldığı yerde ve sektörlerde üniversitelerimizin de hareketlendiğini gözlemekteyiz. Türk KOBİ’lerinin kümelenme konseptine girer girmez önemli işler yapmaya başladıklarını izliyoruz. Üniverisetelerin artan rolü bu gelişmeleri hızlandıracaktır.

 Corbis-42-26633805

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE KOBİL’LER

 

Türkiye’nin geride kaldığını ve zaman yitirdiğini tespit ve tescil ettiğimiz konuların başında Bilişim sektörü gelmektedir. Bilişim sektörü ve iletişim teknolojilerinde tüm dünyada yeni bir aşamaya gelindi. İnsanın bittiği, makinanın başladığı eskiden varolan çizgiler ortadan kalktı. Doğa ile teknoloji bütünselleşti.

 

Üretim yöntemlerimizi de kökten değiştiren bu alanda yenilikçilik ve yeni teknolojiyi etkin kullanım yoksa gelişmenin de olmadığı aritmetik kesinlik kazanıyor. Birey ve toplum temelinde teknolojiyi bedenimizin bir uzvu haline getirmek zorunda olduğumuz gerçeği her gün ve her işte karşımıza çıkıyor. Gelenek tükeniyor, alışkanlıklar geriletiyor. Realite genelde böyle iken Türkiye’de bilişime harcanan toplam para henüz milli gelirin yüzde 1’ini aşabilmiş değildir. Oysa rakibimiz olarak aldığımız ülkelerde bu oran yüzde 3’ü aşıyor. Ayrıca, bazı kanuni mecburiyetler konulmasına rağmen KOBİ’lerimizin bilişimi yeterince kullanmadıkları görülüyor.

 

Sektöre yapılan yatırımın büyük bölümü donanıma gidiyor; asıl katma değer yaratan yazılıma harcanan para ise yüzde 20’lerde kalıyor. KOBİ’lerimizin sürekliliğinin ve ekonomik gücünün Ar-Ge’den, yenilikçi olmaktan geçtiğini ve bilişim teknolojilerinin buna yönelik kapasiteyi katlayarak geliştirdiğini hesaba katarsak, bilişim teknolojilerini KOBİ stratejilerinin merkezine yerleştirmek zorunda olduğumuz açıklık kazanmaktadır.

 en-iyi-lider-yenilik-getirendir

GİRİŞİMCİLİK, YENİLİKÇİLİK VE KOBİ’LER

 

KOBİ’lerde değişim ve dönüşümün anahtar kavramı İnovasyon’dur. Her işletme’nin inovasyon kavramıyla ilişkiye geçmesini ve bu konuda helezonik bir gelişme göstermesini sağlamak durumundayız. Bunun da koşulu girişimci olmaktır. Türkiye’de girişimcilik Avrupa standartlarının üzerindedir. Ancak girişimci olabildikten sonraki süreçleri yönetmede, işletmemizi büyütüp ileriye götürmede bilgi ve beceri eksikliğimiz bulunuyor. IX. KOBİ Zirvesi KOSGEB’in başlattığı girişimcilik eğitim ve desteklerinden kısa zamanda önemli sonuçlar doğmasının altını çizerek girişimcilik eğitiminin odak konulardan olması gerektiğine dikkat çekmiş, girişimci eğitimleri için format ve içerik olarak bilimselliğe dayanan yeni ve daha yetkin modeller geliştirilmesi ihtiyacına parmak basmıştır.

 

Girişim ve yenilikçiliğin küresel pazara vardırılmasında, başka bir ifadeyle küresel aktör olabilmekte KOBİ’lerimizin izleyeceği iki yol bulunmaktadır:

 

1- Ana üreticilerle işbirliği yapılarak altyüklenici olarak konumlanmak –ki bazı sektörlerden çok sayıda yan sanayi KOBİ’miz bu yoldan giderek küresel başarılar elde etmiştir.

2- Güçlü ana üreticilerin dikkatini çekecek ürünler, üretim yöntemleri ve buluşlar gerçekleştirmek suretiyle küresel pazarda gelişmek.

 

Ar-Ge ve inovasyona ciddi anlamda önem verilmeden bu iki yolun ikisinde de adım atmak mümkün değildir. Henüz yolun başındayız. Türkiye için bu aşamada İnovasyonu destekleyen ortamın yaratılması hayati önemdedir. Şirket bazında ise inovasyon için altyapının belli düzeye getirilmesi önem taşır. Bilimsel üretim, yüksek teknoloji ile üretim ve katma değer üretimi ile verimliliğin yükseltilmesi, böylece rekabet gücü kazanılması için KOBİ’lere destek olacak politika ve imkanların sağlanması şarttır ve bu da kamusal ve ve sivil güçler alanında kapsamlı işbirliklerini zorunlu kılmaktadır.

 

KOBİ’LERDE DÖNÜŞÜMÜ TEŞVİK ETMEK

 

KOBİ’lerde yenilikçi eksende bir girişimcilik kapasitesi oluşturmak ve buna yönelik köklü bir dönüşüm sağlamak için kullanılacak en önemli enstrümanlardan biri de destek ve teşvik sistemidir. Türkiye bu konuda gelişkin ülkelerdendir. Almanya bugünkü ekonomik gücünü borçlu olduğu KOBİ’lerini dönüştürmekle övünüyorsa, Türkiye de en az Almanya kadar bunu başaracak derin tecrübeye sahiptir. KOBİ’lerde dönüşüm, değişkenleri çok fazla olan dinamik bir süreci ifade ediyor. Bu süreçlerin yönetildiği ve yönlendirildiği temel çerçeveyi oluşturan KOBİ teşvik sisteminin de bu zenginliği kapsaması gerekmektedir. IX. KOBİ Zirvesi yeni teşvik sisteminin ileri düzeyini ve yüksek yatırım beklentilerine yanıt vereceğini belirlemiştir.

 

Ar-Ge ve inovasyon önceliğinin sisteme kazandırılması önemli bir adım olmuştur. Ancak, IX. KOBİ Zirvesi, sistemin bugünkünden daha güçlü bir KOBİ perspektifine yer vermesine, bunun da yıllar hatta mevsimler itibarıyla alınan sonuçlara dayanılarak adım adım geliştirilmesine olan ihtiyacı seslendirmiştir.

 

DIŞ TİCARET – YENİ PAZARLAR VE KOBİ’LER

 

Türkiye 2012 yılında GSMH’da sağladığı büyümenin yarısını ilk kez ihracattaki başarısından elde etmekle bu konuda yeni bir noktaya geldiğini, ithalata ve dış tasarrufları kullanmaya dayalı büyümeden ‘ihracata dayalı büyüme’ye geçişini mümkün kılacak asgari kapasiteyi kazandığını göstermiştir. Türkiye ayrıca bölgesel üretim üssü olmaya yönelik yeni bir sanayileşme stratejisini benimsemiştir. KOBİ’lerin dönüştürülmesini gündeminin başına alması da bu nedenledir ve doğru bir yönelimdir. Bu noktada Avrasya, Asya, Afrika ve Ortadoğu pazarları Türkiye için hedef pazarlar haline gelmiştir. Bu pazarlar KOBİ’lere yeni fırsatlar ve yeni müşteri yapıları sunmaktadır. IX. KOBİ Zirvesi, KOBİ’leri bu yeni fırsatlara yöneltecek yeni çalışmalara olan ihtiyacın altını çizmiştir. İhracatçı KOBİ’lerimiz tek pazarla veya mevcutla yetinme alışkanlığından kurtulmalı, ürün ve pazar çeşitlendirme faaliyetini sürekli kılmalıdırlar.

 

Uluslararası arenada markalaşma nihai hedefleri olmalıdır. Daha fazla KOBİ’yi ihracatçı yapmak zorundayız. Yeni pazarlara yenilikçilik yapmadan girilemez. Yenilikçiliği yeni KOBİ’lere de kazandırmak durumundayız. Bu amaçla ülkenin tüm KOBİ potansiyelini görmek için örneğin Anadolu’da ihracatta 1 milyar dolar sınırını aşamamış ilere odaklanmak, bu illerin ortaya çıkmamış potansiyellerine yoğunlaşmak yararlı olacaktır. Bu noktada Kalkınma Ajansları’nın öncülüğü önem kazanmaktadır. Kalkınma Ajansları yerel ve bölgesel kalkınma stratejilerine, daha doğarken küresel doğacak ve başladığı anda hızlı koşacak yenilikçi ve girişimci KOBİ’ler yaratmayı dahil etmelidirler.

 ecommerce

KOBİ’LER VE E-TİCARET

 

E-Ticaret, bütün dünyada başdöndürücü bir hızla gelişirken Türkiye’de KOBİ’ler için hala, ilgi uyandıran fakat gri kalmış bir alandır. E-ticarette KOBİ’ler için ciddi fırsatlar bulunmaktadır. E-Ticaret KOBİ’lere işgücü ve zamandan kazandırmakta, üretime odaklanma imkanı sağlamakta, önemli bir katmadeğer yaratmaktadır.

 

Türkiye’de son yıllarda e-ticarette belli bir hızlanma yaşandığı gözlense bile bu gelişme daha çok bir kaç hizmet sektörüyle sınırlı kalmıştır. Bilişim teknolojilerini kullanmakta isteksiz olmalarının nedenlerini ele aldığımız gibi KOBİ’leri e-ticaretten uzak tutan nedenleri de aynı önem ve ciddiyetle ele almalı, yasal ortam dahil, sektörün zayıf yönlerini güçlendirecek ve e-ticareti KOBİ’ler nezdinde cazip kılacak çalışmaları gerçekleştirmeliyiz.

 ilginç iş fikri

KOBİ’LERİN FİNANS SORUNLARINA ÇÖZÜMLER

 

Türkiye’de KOBİ’ler halen ağırlıklı olarak bankacılık sistemi tarafından fonlanmaktadır. Son yıllarda ‘KOBİ Bankacılığı’ adı altında bankacılık sektöründe dikkate değer bir canlanma gözleniyor olsa bile KOBİ’lerimizin bu alandan sağladığı kaynak OECD ortalamasının yarısı bile olamamıştır. Yeni yasal düzenlemeyle faktoring sektörünün KOBİ’ler için kaynak yaratmaya uygun hale getirilmesini bir kenara koyarsak finansal sistemimizin KOBİ’lere yönelik hala ağırlıklı olarak ticaretin desteklenmesi biçiminde işlediğini söylemek mümkündür. Diğer yandan KOBİ kredileri şirketin projesine veya performansına değil, sağladığı ‘garanti’lerine verilmektedir. Bu işleyiş, KOBİ’lerimizin inovasyona ve teknolojiye yatırım yapamadan, istihdam yoğun üretime takılıp kalmalarında pay sahibi olmaktadır. Yatırım bankacılığımızın yapısı da aynıdır.

 

IX. KOBİ Zirvesi, girişimci ve yenilikçi KOBİ’lerin finansal kaynaklara fikir ve projeleriyle erişebilmede yaşadıkları güçlüklerin altını çizmektedir.

 

KOBİ’LERDE DÖNÜŞÜMÜN YÖNETİLMESİ

 

Dönüşümü KOBİ’lerin kendisinden beklemek zaman kaybettirmektedir. Dönüşümün dinamikleri KOBİ’lere dışarıdan sağlanmak durumundadır. Değişim dinamiklerinin bir kısmı piyasalaşmıştır, KOBİ’ler tarafından satın alınmayı beklemektedirler; bir kısmı da kamudadır, KOBİ’lerden talep beklemektedir. Bu duragan çerçeveyi KOBİ’ler dönüşümün aktörleri ile aşacaklardır. Türkiye bu değişimin aktörleri, kamudur, siyasettir, üniversitelerdir, finans kurumlarıdır; her biri bir sektöre öncülük eden güçlü holding yapılarıdır; değişim konusunda kendini belli bir alana konumlandırmış sivil toplum kuruluşları, Ar-Ge ve inovasyon platformları, destek-teşvik sistemleridir, oluşan piyasalardır.

 

Türkiye’de bu aktörlerin tek tek tümü mevcuttur, her biri KOBİ’ler için çok değerli çalışmalar kotarmaktadır ama IX. KOBİ Zirvesi’nin altını çizdiği KOBİ sorunları da devam etmektedir. Büyük bir KOBİ dönüşüm hareketini gerçekleştirmek için bütün çalışmaları ortak bir doğrultuda yan yana getirmek zarureti vardır. IX. KOBİ Zirvesi bu ihtiyaçtan hareketle KOBİ’lerde değişim ve dönüşümü sağlamak amaçlı projelerin geniş işbirlikleri temelinde yapılmasının önemini bir kere daha vurgulamıştır.

 

İZLENECEK KONULAR

 

IX. KOBİ Zirvesi aşağıdaki konu başlıklarını, yıl içinde yapılacak KOBİ çalışmalarında yer alması ve izlenmesi gerekli konular olarak kaydetmiş bulunmaktadır:

– Kümelenmenin KOBİ’lere sağladığı avantajların anlatılması, yeni KOBİ kümelenme projelerinin yapılması, başlatılması, teşvik edilmesi.

– Eğitimlerden ve sağlanan ilk desteklerden sonra girişimciyi izleyen, karşılaştığı gelişme ve büyüme sorunlarına çözüm ve destek üreten bir sistem geliştirilmelidir. TOBB’un ülke çapında yaygınlaşan Genç ve Kadın Girişimci Kurulları ekseninde, mahalli tüm aktörleri biraraya getiren, her yeni girişimcinin içinde yüzebileceği “girişimci akvaryumları” kurulması.

– Kadın Girişimciliği’nin ekonomideki cinsiyetçi tortuları ortadan kaldırmaya dönük yeni bir vizyonla ele alınması, kadın girişimci eğitiminde özel bir ihtisaslaşmaya gidilmesi.

– Ar-Ge ve İnovasyon konularında KOBİ’lere yönelik bir “öz evlat” yaklaşımının geliştirilmesi.

– KOBİ’lerde üretim ve istihdam maliyetlerini düşürecek reformlar ve çalışmaların gerçekleştirilmesi.

– KOBİ’lerimizin, bilhassa ara malları konusunda ithal ikame kapasitesinin güçlendirilmesi.

– KOBİ’lerde hayat boyu eğitimin güncelleştirilmesi.

– Kamu alımlarında ve kamu ödemelerinde KOBİ’lerin önceliğinin uygulamada sağlanması.

– Yabancı yatırımlarda yerli alım oranlarının (Offset anlaşma) KOBİ’ler adına daha yükseltilmesi.

– KOBİ’lerin yenileştirici nitelikte makine-teçhizat ve donanım yatırımlarına KDV istisnasının genişletilmesi.

– Rekabet Hukuku’nun KOBİ’ler aleyhine kötüye kullanılmasının önlenmesi.

– Yerli KOBİ ürünlerinin AVM raflarında artan oranda yer alması konusunda düzenlemeler.

– Yeni Türk Ticaret Kanunu’nun ve birçok yeni yasal düzenlemenin uygulanmasında KOBİ’lerde görülen gecikmeye idari toleransların sağlanması.

– KOBİ’lerin durumu, gücü, ihtiyaçları, sorunları, talepleri konularında kamunun bilgisinin genişletilmesi ve güncellenmesi.

Yazar: Ferhat Altun

Bu yazıyı paylaş

  • facebook-share
  • tweet-it
  • friendfeed
  • plus-it

yorumlar